fbpx
Görülesi

Bilinen En Eski Gizemli Bir Bilgisayar: Antikythera

Tasarımı, hayatımızı kolaylaştırmak ve bazı şeyleri anlamamıza yardımcı olması için günümüzde her alanda kullanıyoruz. Özellikle teknolojik gelişmeler arttıkça tasarımlar da yeni boyutlar kazanıyor. Bunun yanı sıra hayatımızı, çevremizi, hedeflerimizi yani etrafımızda olan biten her şeyi kendimize göre tasarlamaya çalışıyoruz.

Antik çağlarda yaşamış olan insanlarda böyleydi aslında, bizden bir farkları yoktu. Ellerinde ki teknolojik imkanlar doğrultusunda görebildikleri keşfedebildikleri her şeyi daha iyi anlamak, gelecek nesillere aktarmak ve belki de başkalarına ilham olması için tasarımı kullanıyorlardı.

Yaptıkları tasarımlar sayesinde sadece yeryüzünü değil, gökyüzünü de inceleyebiliyorlardı. Antikythera ise bu tasarımlardan günümüze ulaşan en gizemli aletlerden birisi. Analog bir bilgisayar da diyebileceğimiz, adını keşfedildiği yer olan Antikythera (Küçük Çuha) isimli küçük bir Yunan adasından alıyor bu alet.

Antikythera’nın Keşfi

1900 ve 1901 yılları arasında Yunanistan’da Girit ve Mora Yarımadası arasında bulunan Antikythera adlı küçük bir adanın yakınlarında Elias Stadiatos adlı bir Yunan sünger avcısı, eski çağlardan kalma bir batık keşfetti.

Keşfettiği bu batık yaklaşık olarak M.Ö. 87 yılında batmış bir yük gemisiydi. Geminin taşıdığı yükler arasında mücevherler, çömlekler, mobilyalar, bronz eşyalar, heykeller ve amforalar dolusu şarap vardı. Ancak batık geminin içinde yaklaşık ayakkabı kutusu büyüklüğünde tuzlu suyun da etkisiyle bozulmuş, ezilerek iç içe geçmiş çarklar bulunan mekanik düzenekli tahta bir kutucuk daha vardı.

Arkeologlara göre bu düzeneğin bir çeşit saat, takvim veya hesaplama aracı olduğu düşünüldü. Ancak ne amaçla yapıldığını bilmiyorlardı. Valerios Stais adlı bir arkeolog, keşfinden iki yıl sonra inceleme yaptığında, içerisindeki çarklı düzenek olan bu aleti astronomik bir saat olarak yorumladı.

Antikythera mekanizmasının sanal olarak geliştirilen modeli.

Yapılan Bilimsel Araştırmalar

Valerios Stais’den neredeyse yarım yüzyıl sonra 1959 yılında, Yale Üniversitesi’nden Derek J. De Solla Price adlı bir bilim tarihçisi, bu düzeneği anlatan geniş kapsamlı bir bilimsel makale kaleme aldı. Bu makalede, düzeneğin işleyişiyle ilgili çizimlere de yer verdi.

O sıralarda, Yunan arkeologlar, gama ışınları yardımıyla düzeneği incelemeye başlamışlardı. Price aygıtın, Eski Yunan gökbilimci Rodoslu Geminus tarafından yapılmış olduğunu öne sürdü. Bu tezi, dönemin öteki uzmanlarınca kabul edilmedi. Çünkü, o dönemin uzmanlarına göre, Eski Yunanlar böyle bir düzeneği yapmak için gerekli kuramsal bilgilere sahip olsalar dahi düzeneği tasarlayacak ve çarkları yapacak teknolojiye sahip değillerdi.

Price, çarkları dikkatli bir şekilde inceledikten sonra mekanizmanın, gökyüzündeki gezegenlerin ve yıldızların konumunu tahmin etmek için kullanıldığı ve M.Ö. 205 ile 100 yılları arasında Yunanistan’da geliştirildiği sonucuna vardı.

Bu araştırmalardan yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra nükleer fizikçi Charalambos Karakalos ile birlikte yürüttükleri ortak çalışma da, X-ray ve gama ışını görüntülerini kullanarak düzeneğin bir tür analog bilgisayar olabileceğini vurguladı.

Araştırmada aynı zamanda çok sayıda parçadan oluşan cihazın üzerindeki ibreleri hareket ettiren elle çevrilen bir kolla çalıştığı vurgulandı. Aynı zamanda Ay’ın hareketlerini, Yunan zodyak işaretlerini ve Mısır takvim günlerinin yazılı olduğu birçok ayrı küçük dişliyi hareket ettirdiğine de yer verildi.

Düzeneğin Kopyası

90’lı yıllarda, Avustralyalı bilgisayar bilimcisi Allan George Bromley, Sidney’deki bir saatçi ile birlikte Antikythera düzeneğinin bir kopyasını yapmaya çalıştı. Ancak, tam olarak başarılı olamadı. Çünkü düzeneğin bazı bölümlerinin ne işe yaradığını bulamadılar. Daha sonra, John Gleave adlı bir İngiliz gökbilimci, aygıtın parçalarını yeniden yaparak bunları çalışır bir düzenek ortaya çıkacak biçimde bir araya getirdi.

Ortaya çıkan aygıtın ön yüzünde, Güneş’in ve Ay’ın gökyüzünde yıl boyunca değişen konumları gösteriliyordu. Arka yüzünde ise, Eski Yunanlılar’ın yıl ve ay kavramlarına göre yıllar ve aylar gösteriliyordu.

Londra’daki Bilim Müzesi’nde çalışan Michael Wright adlı bir uzman, Allan G. Bromley’den de yardım alarak Antikythera üzerinde çalışmaya başladı. İki uzman, “linear tomografi” adlı özel ve gelişmiş bir görüntüleme yöntemiyle düzeneği yeniden incelediler. Düzeneği oluşturan çarkların çok ayrıntılı görüntülerini elde ettiler. Wright, bu bilgiler ışığında düzeneğin çalışır bir kopyasını yaptı.

Antikythera mekanizmasının çalışan modeli.

Bu yeni düzenek, yalnızca Ay’ın ve Güneş’in hareketlerini değil, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn’ün hareketlerini de gösteriyordu. Eski Yunanlılar’ın bildiği tüm gök cisimleriydi bunlar.

Uzmanlara göre Antikythera düzeneği, yalnızca gök cisimlerinin konumunu göstermekle kalmıyor, çeşitli olayların yıl dönümlerini hesaplamada da kullanılıyordu.

Mekanizmanın yeniden yapılandırması. LOUISA GOULIAMAKI / AFP / Getty Images

Legolardan Yapılan Antikythera Düzeneği

Antikythera düzeneği, Eski Yunanlılar’ın karmaşık mekanik düzenekler yapmaya yarayan teknolojiye sahip olduklarını gösteriyor.

Cihazın benzersiz bir başka kopyası da Apple mühendisleri tarafından yapıldı. 2010 yılında Andrew Carol tarafından 1,500 Lego parçası ve 110 dişli kullanılarak 30 günde yapılan makine orjinal makineyle aynı işlem ve işlevleri gerçekleştiriyor.

Apple mühendisleri tarafından legolarla yapılan Antikythera düzeneği.

Bugün, Antikythera düzeneğinin aslı, Yunanistan’ın Atina kentindeki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Yanında da, uzmanlar tarafından yapılmış çalışır bir kopyası bulunuyor.

Düzeneğin bir başka kopyası ise, ABD’de, Montana’daki Amerikan Bilgisayar Müzesi’nde sergileniyor.

Kaynak
Wikipedia
Open Culture
Vox

Cihan Çamlıca

Öğrenilmesi ve paylaşılması gereken çok şey var.

Düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz