Dünya Kültürleri

Eski Medeniyetlerde Kurban ve Kurbanın Kökeni

Tanrılara ya da bir inanç uğruna çeşitli amaçlarla kan akıtma ritüelleri olarak adlandırabileceğimiz canlıların kurban edilmesi geleneği, insanlık tarihi kadar eskiye dayanıyor.

Çeşitli kaynaklar dilimiz de yer alan kurban sözcüğünün aslının İbranice “korban” olduğunu, Aramice aracılığı ile Arapça’ya geçtiğini belirtir. Dilimize yerleşmiş olan kurban sözcüğünün kökeni ise Arapça’da yakınlaşma anlamına gelen “krb” sözcüğüne dayanır.

Kurban ritüelleri çoğu toplumda dinsel normlar içinde yer alır. Antik çağlardan beri tanrıları veya yüce kabul edilen varlıkları memnun etmek, felaketlerden korunma ve benzeri amaçlar doğrultusunda insanlar ve hayvanlar kurban edilmiştir. Ancak kurbanın, bazı dönem ve uygarlıklarda sadece tapılan ilaha değil aynı zamanda ölülere de sunulduğu bilinmektedir.

Toplumsal ve Kültürel Değişim Süreci Olarak Kurban

Pek çok ortak yönlerin bulunmasına karşın kurban ritüelinin uygulandığı hemen her toplumda genelde amaçlar benzerlik gösterir. Aynı zamanda kimi farklılıklar da taşırlar. Bu farklılıklar toplumsal/kültürel evrim sürecinin bir parçasıdır.

Toplumsal/kültürel evrim süreciyle ilgilenen bilim insanlarının tercih ettikleri siyasal ideolojileri, ritüel konusundaki görüşlerine yansımıştır. Örneğin, Durkheim, ritüeli toplumsal bir yumuşatıcı olarak görürken, Marksist ideoloji yanlıları, ritüeli sosyal bir bağ olarak ele alır. Onlara göre ritüel, ekonomik ve siyasal baskıyı gizler ve böylece eleştiri sindirilir.

Gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı toplumların çoğunda kült olan ritüellerin çok zor değiştiği biliniyor. Ancak toplumsal/kültürel evrimle ilgili olarak, kült olan ritüellerde ortaya çıkan değişmeler amaçlara, biçimlere, öğelere, işlevlere yansıyarak onları değişikliğe uğratabiliyor.

Eski toplumlarda tanrıları memnun etmek için bitkisel öğeler sunulurken daha sonraları insan ya da hayvanların sunulmaya başlanması örnek gösterilebilir. Ayrıca eski Türk boylarında tanrılara at kurban edilmesi ve bu durumun Anadolu Türkleri arasında görülmemesi konuları örneklemektedir.

Eski Medeniyetlerde Kurban Ritüelleri

Mayalar’da Kurban

Orta Amerika’da, Yukatan yarımadasında dönemin diğer toplumlarına göre daha gelişkin bir kültürel yapıları olan Mayalar‘ın esir kurban etme ritüellerinin on ikinci yüzyılda başladığı sanılmaktadır.

Mayalar’daki esir kurbanının asıl sebebinin düşmanlara korku vermek olduğu biliniyor. Mayalar, Kafkas Arnavutları’nda görülen bir esir kurbanı ritüeli uyguluyorlardı. Bu ritüelde, alınmış esirlerden birinde olağandışı bir durum görülürse, bu esirin boynuna kutsal olduğuna inanılan pamuk bir ip bağlanıyordu. Esir bir yıl süresince tüm istekleri yerine getirilerek yaşatılırdı. Daha sonra vücudu gül yağı ile ovulduktan sonra Ay Tapınağı’nda rahip tarafından kalbi çıkarılırdı. Rahip, bu kalp üzerine elini koyup dua ederek halkı kutsardı.

Mayalar’da kimi kadınların, kendilerini aşk tanrıçasına kurban ettikleri de bilinmektedir. Bunlar dışında, Mayalar’da kuraklık dönemlerinde genç kız ve delikanlılar bir ritüelle, dibinde büyük yılanların ve canavarların yaşadığına inandıkları ve kutsal saydıkları volkanik bir kuyuya atılarak kurban ediliyorlardı.

Aztekler’de Kurban

Aztekler‘de insan kurbanı, hemen her devirde merak konusu olmuştur. Bu ritüellere dışardan bakılınca insan adına bir vahşeti sergiler gibi görünebilir. Ancak bu ritüeller Aztek inanç sisteminde aileye, devlete refah sağlamak ve toprağın bolluk ve bereketini arttırmak için gerçekleştiriliyordu.

Geleneğe göre, pek çok toplumda yaygın bir biçimde görülen ilk doğan çocuk ya da onun yerine satın alınmış bir esirin kurban edilmesi gerekiyordu. Her yirmi günde bir kurban ritüelleri yineleniyor, kurban öldürülmeden bir bıçakla kalbi çıkarılıp, cesedi parçalanarak yeniyordu.

1486 yılında Aztekli rahiplerin, bir tapınağın yapımını kutsamak için bir haftada 7.000 insan kurban ettikleri bilinmektedir. Bu ritüeller sırasında çoğu kez, rahiplerin kendi göğüslerini parçalayarak kendilerini kurban ettikleri de bilinmektedir.

Aztekler kurbanlarını, başta yılan biçimli tanrıları olan Huitzilopochtli olmak üzere çeşitli tanrılara sunuyorlardı. Aztekler’deki insan kurbanının temeli, kurban edilen insan bedenin paylaşılarak yenmesi esasına dayanmaktadır.

İnkalar’da Kurban

İnkalar’da kurban ritüelleri Mayalar ve Aztekler’e göre pek büyük farklılıklar göstermemektedir. İnkalar’da kurbanlar genellikle iyi insanlar olduklarına inanılan esirler arasından seçilirdi. Başlangıçta, işkencesiz hatta saygı gösterilerek kurban etme ritüelleri düzenlenirdi. Daha sonraları yerini İspanyol Pizzaro’nun Aztekler’den öğrenip İnkalar’a öğrettiği bilinen işkence etme biçimine bırakmıştır.

İnka inanışlarına göre kurban edilen her canlı, tanrı Vira Koça’nın günlük yemeği olurdu. İnkalar’da insan kurbanı, geviş getiren bir hayvan olan lamaların kurban olarak sunulmaya başlamasıyla son bulmuştur.

Sümerler’de Kurban

Kendinden sonraki bir çok medeniyete etki eden Sümerler‘de kurban ritüelleri bir tapınak çeşidi olan Ziggurat’larda gerçekleştirilirdi.

Dinsel normlardan çok büyüsel ritüellerin yer aldığı kurban ritüelleri arasında, kişisel kurbanlar da yer almaktaydı. Bu ritüellerde genellikle ekmek, susam şarabı, tereyağı, bal, tuz gibi yiyecekler kutsal mekandaki tanrı heykelinin önüne konuluyordu. Sağ ayağı ve böbrekleri kızartılarak tanrıya ikram edilecek olan bir sığır öldürülür, törene katılanlar arasında bir ritüelle paylaştırılırdı.

Toplu törenlerde, hayvanların insanlar için yaratıldığı vurgulanırdı. Bu durum şu sözlerle orada hazır bulunanlara özenle anlatılırdı:
“Koyun, insanlığın vekilidir; insan yaşamı için bir koyun vermelidir, insan kendi başı yerine bir koyun başı vermelidir.”

Hititler’de Kurban

Hititler, Antik Çağ’da Anadolu coğrafyasında devlet kurmuş önemli uygarlıklardan biridir. Bu uygarlık için bayramlar önemli bir yer tutmaktaydı.

Hititler, pis olarak kabul ettikleri köpek ve domuzu çok nadir olarak tanrılara kurban diye sunmaktaydı. Genelde ülkenin ilk meyveleri, bir yaşındaki hayvanları, yiyecek ve içeceğin ilkinin sunulması gerekiyordu. Böylelikle tanrıların lütuflarının kazanılacağı düşünülüyordu. Kurban için tercih edilen hayvanlar genellikle öküz, koyun ve keçiydi.

Eski Yunan ve Romalılar’da Kurban

Eski Yunan’da ritüeller iki grupta toplanıyor. Bunlardan birisi etinin hiç yenmediği, tamamının tanrılara sunulduğu kurban ritüelleri. Diğeri ise, etinin bir kısmının tanrılara sunulduğu, diğer kısımlarının törene katılanlar tarafından yendiği ritüellerdir.

Eski Yunan’da sayıları çok olan tanrı ve tanrıçalar bulunmaktaydı. Her biri için belirlenmiş ritüellerde evcil hayvandan, yabani hayvandan, kuşlardan hatta balıklardan kurbanlar sunulduğunu görüyoruz.

Kurbanı sunan kişi yıkanarak arınır, sunakta yanan ateşe şarap döküp, arpa taneleri saçar. Kurbanın tüylerinden bir kısmını ateşe atar. Bir rahip tanrıya övgüler düzerken, şükranlarını sunup yardımlarını diler. Bazı ritüellerde hayvanın bağırsakları ayrıca pişirilerek, toplu kutlama başlamadan bundan tadılır. Tanrı bu ritüellerin şeref konuğudur.

Eski Türk Boylarında Kurban

İslamiyet öncesi Orta Asya Türk boylarının dağınık ve genelde göçebe bir yaşam sürdürmeleri, onların çok çeşitli inanç sistemlerine sahip olmalarını sağlamış. Çeşitli toplumlar ve kültürler arası temaslar sonucunda ortaya çıkan sistemler, Türk boylarının inanç sistemlerine de yansımıştır.

Temel olarak gök, güneş, ay, yer, su ve bunlara ilişkin ritüeller, eski Türk boylarının kültür yapıları içinde yer alıyor. Bunlardan başka oldukça yaygın bir biçimde kendisini gösteren inanç ise Şamanizm.

Eski Türk boylarındaki inanç sistemlerine ve bunlara ilişkin ritüellerde kurbanlara örnek olarak aşağıdaki örnekler verilebilir.

İ.S. 386-556 yılları arasında Çinliler tarafından Wei ve Toba adlarıyla adlandırılan Türk boyları, Tabgaçlar “İökük” denen ritüellerde kurban sunulan yerin çevresine dizdikleri 49 ağaç heykele kadın şamanların davulları eşliğinde içki sunarlardı.

Ayrıca, İ.S. 546’larda Çinlilerin “T’iele” diye adlandırdıkları Türk boyları Gök Tanrıya at kurban ederlerdi.

Kültürel yapısı ve eski Türk boylarının dağınık yaşam biçimine sahip olmaları nedeniyle kurbana ilişkin ritüellerin yöresel farklılıklara sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bu boylarda kurbanlık hayvan olarak çoğunlukla at, koyun, deve, geyik seçilmektedir. Sığır türü hayvanların Kazak-Kırgızlar ve Kırgızlar dışında kurbanlık olarak pek tercih edilmediği belirtmektedir.

Ural-Altay halkları ailesinin batı kolları olan tüm Asya halklarının yani, Tunguz, Moğol ve Türk boylarının eskiden şamanist oldukları dile getirilir. Zamanla bunların bir bölümünün Budizm’i, bir bölümünün Hıristiyanlığı, bir bölümünün ise Müslümanlığı kabul ettikleri belirtilir. Burkan ve Mani dinlerini benimsemiş Türk boylarının ise, ayin yaparak yasaklanan biçimde hayvan kurban ettikleri de dile getirilmiştir.

Anadolu’da Kurban

Çeşitli toplumlarda tanrılara sunulan kurban türleri son derece zengin bir tablo sergiler. Geniş kapsamda ele alındığında Anadolu’da sunulan kurbanların da çeşitlilik açısından aynı zenginliğe sahip olduğu görülmektedir.

Genel olarak Anadolu’daki kurban uygulamalarında, kurban olarak sunulan hayvan türleri İslamiyet’in bu konuda çizdiği sınırlarla belirlenmiştir. Eski Türk boylarında görülen at ve geyik, günümüz Anadolu’sunda kurbanlık sınıfında yer almamaktadır.

Kuran’da da belirtilen yenebilir hayvanlardan sığır ve davar ülkemizdeki asıl kurbanlık hayvanları oluşturmaktadır.

Kaynak
Gürbüz Erginer. Kurban, Kurbanın Kökenleri ve Anadolu’da Kanlı Kurban Ritüelleri. 1997. İstanbul: Yapıkredi Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir